aptal

Enteresanlıklar Dünyası ve Korkunç Robot Pantolon

Pazartesi, Mart 31, 2008

Falla

Bir keresinde babanemin fal bakması için çevirdiğim kahve fincanına kürdan çöpüyle gizlice porno figürler çizmiştim. Babanem fala bakarken hiç bozuntuya vermeyip bana bol bol kısmet çıkarmış sonrada "çok güzel fal git yıka hemen" demişti.

O gün bu gündür fala inanmam ama falsız da kalmam.
...
Evet bu son cümle olmadı.

Pazartesi, Şubat 11, 2008

Doplu daşıma

Hemen hergün trene biniyorum. Trende tutunulacak ve tutunmak için yapılmış ne kadar yer varsa illaki oraya dayanmış birileri oluyor. Hele kimisi bu işte süper uzmanlaşmış durumda; yerden tavana uzanan tutunma direklerine yaslanıp götleriyle mengene gibi tutabiliyorlar. İşin enteresan yanı bunu elleriyle başka bir iş yapmak için yapmıyorlar, elleri öyle boşta kalıyor.
Millet olarak götümüzü bukadar işlevsel kullanabildiğimize mi sevineyim yoksa tutunacak yer bulamayıp hergün akrobasi yapmak zorunda kaldığıma mı üzüleyim bilemorum.

Ölürüm yoluna

Hayatta en korktuğum şey; insanların arkamdan üzülemeyecekleri kadar komik bir şekilde ölmek!
Mesela; "aynı anda hem hapşırığı hem osuruğu geldi, hapşırırken götü düğümlendi, öldü" gibi bir hikayem olsun istemem. Ya da "alt balkondaki komşunun çayına tükürmek isterken balkondan düştü, öldü" gibi...
Ne? Evet ya! Alt balkondakilerin çaylarına tükürebilen insanlar var, ne garip dünyada yaşıyoruz!? Neyse saat geç oldu, bu bahsi kapatalım...

Cumartesi, Şubat 09, 2008

Sahibin olam

Dün bir alışveriş merkezinde yürüyorum, önümde de br amca var, vitrinlere bakıyor, inceleye inceleye gidiyor...

Aniden durdu ve; "Herşeyin sahibi Allah!!", diye kükredi.

Sonra da orada duran çocuğa dönüp; "Kaç para bu??", dedi.

Bense; neden durmadan böyle durumlara şahit olduğumu anlamaya çalışır bir şekilde yoluma devam ettim, haha

Farketmez

Yol tarifi konusunda çok kötüyüm. Bu gün bir taksiye bindim ve gideceğim yerin tarifini yapmaya başladım;

- Şimdi Fenerbahçe Stadı'nın oradan gidiyorsun ya, hani Bağdat Caddesi'nin girişi var, yani çıkışı aslında ama bu taraftan girişi gibi oluyor, hani sahil tarafında orada bir yer var.. gerçi pek anlatamadım ama ???...
Taksici gayet sakin bir şekilde;
- Farketmezz...

Abi Aristoymuş meğersem, böyle dingin bir yaklaşım... İşin enteresan yanı; gideceğim yere de götürdü, ben anlatamadım ama o anladı, haha.

Cuma, Şubat 08, 2008

Kariyer planlama

Bazen tanrının keyifli yaratımlarını paylaşmaktan keyif aldığını düşünüyorum. Yoksa Taksim meydanındaki trafik lambasının altında geçirdiğim 15 saniyelik kısa süre içinde böyle bir dialog'a nasıl şahit olabilirdim ki;

- Ben önce çaycı olarak başladım, tabi elimiz her işe yatkın. O gün tanrının bir oyunumudur nedir bilemiyorum oradaki kadın hastalandı, geçtim oturdum bilgisayarının başına, patron baktı ben işi kıvırıyorum; kadının yerine beni yerleştirip, kadını da işten attı. Bir süre geçti bir gün müdür işe gelmedi, baktım işler karışıyor, geçtim müdürün yerine...

oye, kariyere gel; çaycılıktan müdürlüğe 2 haftda..

Pazartesi, Mayıs 14, 2007

Enteresanlıklar Dünyası ve Korkunç Robot Pantolon

Canlarım,
Burada yer alan blog şimdilik öldü. Ancak çok yakında el işi göz nuru bir video blog olarak geri dönecek.

Bu esnada aramızdaki aşk münasebetine yeni açtığım ve muhtemelen yakında kafamı kıracakları blogumuz alelade.org 'da devam edelim.

Öptüm, anneye babaya selam.
cem.

Salı, Ekim 24, 2006

pöp

Bayram ne harika birşey. 3 günde toplam 60 saat uyudum ve 3 kere börek yedim. Oh mis.

Bir arkadaşımın uyumama teorisi vardı. İnsanın uyumadan da yaşayabileceğini, bir süre dayanırsa bir daha uyumayacağını iddia ediyordu. Beşyüz saat uyukusuz kaldıktan sonra beyni sütlaç oldu. Bilincini kaybedip kendini rus zannetmeye başladı.
En sonunda uyuya kaldı tabi. Uyananınca da "oh be uyku gibisi yokmuş ulan" dedi. Yok tabi, eşşek seni haha

Canlarım, geçen gün eski yazılara baktım. Ne kadar çok mevzu olmuş yahu. İnsan unutuveriyor. Zaman boş geçmiş gibi geliyor. Bakınız şu son 2 senede başıma neler gelmiş:

14 ay önce yataktan kahkaha atarak uyanmışım, tam da o günlerde kendimi 3 yaş daha küçük sanıyormuşum. yaratıcı kız tavlama taktikleri üzerine tavsiyeler aldığım o günlerde başarısızlığımı kendimi belgesele vererek telafi etmişim. sonra paşa çayı takılmış aklıma. Türk filmlerinde ki yaratıcı isimleri inceledikten sonra kafama takılan bir konuda warner bross'a mail atmışım. Harp hava okulunun starwars tanıtım filmi'ni dabadabadu eşliğinde izlemişim . Bir ara kendimi süperkahraman zannetmişim ama çabuk geçmiş. Tam da o aralar sabahları beni süngerbob uyandırıyormuş. Müziklerimi gay-winampımdan dinliyormuşum. Kendime koca memeli kırabiyeler bile yapmışım ama yiyememişim. Dolmuşta beyin gücüyle manita tavlama girişimim istanbulun çukurlu yollarına takılmış. Sahtekar sebzeleri gündeme taşımışım bununla da kalmamış farkında olmadan msn'deki gay'leri ortaya çıkarmışım. Sonra tanrıyla ufak bir göz teması kurmuşuz. Akabinde bir kariyer girişimim trajediye dönüşmüş. Kafam bir karış havvalardaymış. EbeBeyinlerimle garip bir dialogumuz olmuş ben kafam kırılmadan kaçmayı başarmışım. Taksiciye yanlış yol tarif etmişim beni keresteyle kovalamış. Süperman gibi uçmaya çalışmışım betona çakılmışım. Birisi götünde kaybettiği şeyi benim blogumda aramış (hahaha). Garip bir mesaj bile vermişim, hayallah. Uyurken çorba içmişim. Gizli imza taktiklerim ile noteri alt etmişim. The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living and Became Mixed-Up Zombies, haha. Çalışanlara ekonomiyi derinden sarsacak kaytarma taktikleri vermişim. Götüne hakim olamayan biri hakkında cinci hocalara danışmışım. Beynimde temizlik yapmışım.Trende seyyar satıcı beni maymun etmiş. Ölüm üzerine birşey demişim, siyaset meydanına dönmüş. Garip rüyalar görmüşüm. Bir nisan günü kendimizi kaybetmişiz. Tanrı cebime uyarı mesajı atmış. Sosyal içerikli bir film senaryosu yazmışım. Kahve falına bakmış, hemen ertesinde sattığı filmleri orjinal sanan korsan bir abiyle sohbet etmişim. Minibüsde yaşanan 3. teyzeler meydan muarebesine şahit olmuşum. Snowboard kariyerim ışık hızında son bulmuş. Yonja'da abazan kardeşlerimizin hayatını renklendirmişim. Freddy krueger ile aynı taksiye binmişim. Son olarak büyülü filmlerden bahsetmiş, uyanma şeklinden karakter tahlili yapmışım.

Cuma, Ağustos 25, 2006

49 derece

ne sıcak yahu! geçen bindiğim taksinin dijital ekranında sıcaklık 49 derece görünüyordu. o taksiden hiç inmek istemedim!

sıcaklar bir yana dursun, faydalı bir insan olmak, topladığı sevaplarla cennette kendisine sağlam bir yer edinmek isteyen biri olarak , sizler için "uyku şeklinden kişilik tahlili" rehberi hazırladım. kahvenizi aldıysanız buyrun bakalım;

uyku genellikle süresine göre değil de, alınan verime göre değerlendirilmektedir. bu verim genelde dinlenme ile doğru orantılıdır.
mesela uyandığınızda gözlerinizi kaşlarınızın yardımıyla açmak zorunda kalmıyorsanız ve göz kapaklarınız pıt diye açılıyorsa; tamam, siz dinlenmişsiniz demektir.
dinlenen insan genellikle gözleri açtıktan sonra, kendi kendisine "uyandım" der. tabi "oh be, hayvanlar gibi uyumuşum lan" diyenler de yok değildir, ancak onlar başka bir yazının konusudurlar.

diğer taraftan eğer "uyandım ben" dediğinizde gözleriniz hala kapalıysa ozaman bir sorun var demektir. burda "uyandım ben" yerine "kalkmam lazım", "servise yetişmem lazım", "otobüs kaçacak" diyorsanız ozaman o gözleri açmak için uzun çaba gerekecektir. o gözler açılmaya çalışılırken yüzünüz maymunlar aleminden bir resital sunacaktır. eğer yakınınızda bu nadir ana tanık olma şerefine nail olan biri var ise çok eğlenecektir. (annem hergün görüyor diyenler bok yemesinler, anneler eğlenmez "yine geç yattın demi, eşşek" diye düşünürler)

bir görsel egzersiz olarak sabahları otobüste etrafınızdaki tipleri kesebilirsiniz. "tamam uyandım ben" diye bakan ama öküz gibi şişmiş suratlar ile uykusunu almış enerjik eşşoloşeklerin tezatı otobüsün genel ahengini oluştururlar. genel itibariyle otobüste en uyanmış görünen tip otobüs şöförüdür. eğer gerçekten uyandıysanız o esnemelerle otobüsü saran ağız kokuları, gizli atılan osurukların, geğirmelerin ve öksürmelerin farkındalığıyla kendinizi kaybedebilirsiniz.

uyku bizi dinlendirmesinin yanında hayata dair bir çok konuda bize ipuçları sunması açısından da oldukça faydalıdır. örneğin uyanma şeklinden karakter yorumu yapmak mümkündür. mesela;

- kişi birden uyanıp zengin kalkışı yapıyorsa muhtemelen iş hayatında çok başarılı olacaktır. çünkü hiç bir zaman geç kalmayacak, yüzü öküz gibi şişmişlerin arasında ayık, billur gibi yüzü ile artı puan toplayacak, önemli işleri millet daha sabah mahmuruyken, bu şapşallıklarından faydalanıp bitirecektir. bununla birlikte bu tiple yatakta sarılmalar, uzun muhabbetler, romantizimler, çeşitli seks fantazileri yapmak mümkün olmayacaktır. çünkü bu eşşoloşek yatağa girer girmez küt diye uyuyacaktır ya da o gece tarafınızdan kendisine bir görev atanmışsa hızlı birşekilde yerine getirip yine aynı hızda uykuya dalacaktır.

- kişi gözlerini açamadan dikiyor ve maymun bir suratla gözler kapalı bir şekilde banyoya gidip yüzünü yıkıyorsa muhtemelen "ben aslında şey olmak istiyordum ama hayat beni şöyle yaptı" diyen tiplerdendir. bunlar 50bin yıl boyunca her gece aynı saatte yatıp her sabah aynı saatte kalksalarda uykularını alamazlar. ben patron olsam bunları işe bile almam. çünkü bunlar genelde öğle yemeğine kadar ayılmazlar. genelde "aşkım kalkmam lazım" "aşkım yatmam lazım" "aşkım sçmam lazım" gibi cümleler kurarlar ve bilinmeyen bir 3.güçe gönderme yaparak "lazım"lı yaklaşımlar sergilerler.

- kişi uyanıp etrafına bakınıyor ve tekrar yatıryorsa muhtemelen 5 dakikam daha var biraz daha uyuyayım diye düşünüyordur. bunlar gece yatarken saatleri hesaplamadıkları halde sabah kalkarken saniyelerin hesabını yaparlar. 1 dakikayı bile çöpe attıkları görülmez. bunlar genelde koy veren, götleri sıkıştığında hesap yapan tiplerdir. bunlarla hiç bir yola çıkılmaz, yarı yolda kalırsınız.

- kişi caart diye osurarak ya da öksürme, sesli esneme gibi animasyonlu uyanıyorsa dikkat çekmeyi seviyor demektir. genellikle götlerini borazan gibi kullanarak dünyaya "hello world" dercesine uyandıklarını ilan ederler. götlerinin şiddeti zaman zaman yan odadakilere kadar tesir eder. bir başka kızılderili inanışına göre ise; bunların beynini uyandıramayan vücut, son çare olarak göte başvurur ve beyni titreşim gücüyle uyarmaya çalışır. her halukarda dikkat çekmeyi seven, "dünyanın mna koyim, yeterki bize birşey olmasın" diyen özgür ruhlardır bunlar.

- kişi uyanıp evde dolaşıyor, televizyonu karıştırıyor, buzdolabını açıyor, ağzına birşeyler atıp tekrar uykuya devam ediyorsa kendisinin doğuştan doğanın temel standartlarını bile yarmaya meğilli olduğu var sayılabilir. genellikle biskrem ile ayranı karıştırıp tatlı-tuzlu-ekşi kavramını yaran tiplerde bunlardandır. böyle bir kişiyle arkadaşlık yapacaksanız enteresanlıklara da hazır olmalısınız.

- kişi günün geç saatlerine kadar uyanmıyorsa muhtemelen hayvandır. bunlarla bir planınız vardır ama saat 11 olur, 12 olur, 1 olur, 2 olur, 3 olur bunlardan hala ses yoktur. öküz gibi uyumaktadırlar. uyandıklarında ise hayvan gibi enerjik olurlar. işte genel itibariyle bunlardan pek bir bok olmaz. şansa bir kitap yazanı, sanatsal bir aktivite de bulunanı olursa paçayı kurtarır.

yazının sonunda "uykudur kişin aynası" diye bir atasözü uydurma girişimim başarısızlıkla sonuçlansa da uykunun bize sundukları sabahları ekmeğin üzerine sürülen nutelladan aşağı kalır değildir. ayrıca japonların 3 saat uyuduğuna dair iddialar vardır ki kesinlikle yalandır.

Perşembe, Ağustos 17, 2006

büyülü filmler

"3% Body Fat. 1% Brain Activity"

şu zoolander'ı her seyrettiğimde salak gibi gülme tutuyor beni. daha da fenası; geçende televizyon seyrederken ekrandan yansıyan kendi tipimi gördüm ve farkettim ki bu zoolander'ı baştan sona suratımda şapşal bir ifade ile seyrediyormuşum.

bazı filmler var dünya güzelleri. böyle büyüsü olan filmler. bu filmlerin iyi olmasına gerek yok. sizi kendisine bağlayan garip bir havaları var. üşenmedim size kendi büyülü filmler listemi hazırladım;

1 - The Adventures of Baron Munchausen (1988)
2 - Time Bandits (1981)
3 - Back to the Future (1985)
4 - Indiana Jones (1981)
5 - The Blues Brothers (1980)
6 - The Goonies (1985)
7 - Hababam Sınıfı (1975)
8 - Breakin' (1984)
9 - The Pink Panther (1963)

evet 9 tane. yarım kalmış hissi versin, gıcık etsin diye.

Cuma, Ağustos 04, 2006

istanbul plus

koç : dolunay yakınlarında bir kadın arkadaşınızın sizi hayal kırıklığına uğratması ve beklenmedik harcamalar yapmanız mümkün.

istanbul plus'ın astroloji sayfasında benim için böyle yazmış haha.

aslan dergi be! astroloji dediğin böyle olacak abi. önceden tehlikeleri haber verecek. ben şimdi ebay'de, sendit'de yiyorum paraları, en fazla simit sarayında 2 milyona simit menü ısmarlarım manitalara.

hazır bahsi açılmışkan; istanbul plus'da nette bayılarak takip ettiğimiz harika birisi de yazıyor, kim olduğunu keşfetmesi size kalmış. bulmaca buldurmaca.

gönül isterki derginin web sitesini vereyim, ordan keşfedin ama malesef siteleri yok. kaymak gibi dergiyi 2 milyona sattıkları için zarardalar muhtemelen; siteye verecek paraları yok, haha. ama olsun canavar gibi dergi yapmışlar, öpüyorum gözlerinden hepsinin.

neyse canlarım, haftaya cehennem sıcakları geliyormuş. son bahara kadar görüşmiyelim mümkünse.

sıcak, çok sıcak, daha da sıcak olacak...

ya şimdi bunu söyledim ya; o emre altuğ'un klip'deki fok balığı vücudu geldi gözümün önüne. etkisinden kurtulmam için temiz 10 gün lazım bana.

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

tenefüs

canlarım, şu yaz geçsin öyle buluşalım. kafama güneş geçti yeminnen..

Blog Arşivi