16 Ekim 2009 Cuma

Domuz Garibi

ucankay: olm nüfusun yarısı aşı olacakmış
ne para kaldırdı herifler

cem: bu işe mi girsek lan?

03 Ağustos 2009 Pazartesi

Da!

- They make you feel cool. And hey. I met you. You are not cool.
- I know. Even when I thought I was, I knew I wasn't.
- That's because we're uncool. And while women will always be a problem for us, most of the great art in the world is about that very same problem. Good-looking people don't have any spine. Their art never lasts. They get the girls, but we're smarter.
- I can really see that now.
- Yeah, great art is about conflict and pain and guilt and longing and love disguised as sex, and sex disguised as love... and let's face it, you got a big head start.
- I'm glad you were home.
- I'm always home. I'm uncool.
- Me too!

28 Aralık 2008 Pazar

Otuzum

ucankay: naber
cem: iyilik senden naaber
ucankay: nossun 30'a girdik işte bugün
cem: yaşgünün mü lan?
ucankay: hea
cem: yuh, ben 30'a girdiğimde senin gibi ne param ne kariyerim olsa intihar ederdim lan
ucankay: seneye yani hehe
cem: ahaha

11 Aralık 2008 Perşembe

bir aşk hikayesi

Geçen trende sağımda bir oğlan solumda bir kız. Nasıl kesiyorlar birbirlerini. Ama öyle aç modunda değiller, romantik komedi havasındalar. İzlerken keşke çantada patlamış mısır, çekirdek filan olsa diyorum. Biri bakarken öteki gözlerini kaçırıyor filan. Nasıl şekerler.
Beni unuttular, gittikçe de birbirlerine yaklaşıyorlar. Aralarında sıkıştıkça sıkışıyorum. Artık öyle bir noktaya geldik ki; bu ikisi kesin evlenecekler, beni de evlat edinecekler heralde diye beklemeye başladım. Tabi bir yandan da sevişme faslı burada olacaksa çocuğa arkamı dönmemeliyim diye de düşünmeden edemiyorum.
Ama gel görki bir durak sonra kızın hanzo bir arkadaşı bindi trene. Kızla konuşmaya başladılar. Bizim oğlan çok bozuldu bu duruma, gurur yaptı.
Oğlan yavaşça trenin arkalarına ilerleyip uzaktan sevdi kızı, kız da kafasını çevirip çevirip oğlanı aradı kalabağın arasında. Bir-iki durak sonra indiler. Bir aşk hikayesi de böyle yalan oldu..

bayram namazı

bayram namazı büyük olay (gerçi bu sene de uyanamadık). hayatımın en fantastik hikayelerini hep bayram namazlarında dinledim. hoca yılda iki kere yakaladığı kitleye en bumbastik hikayelerini anlatır hep. doksan yaşında gökdelene tırmanıp ezan okuyarak düşmanı imana getiren ninemi dersin (evet dış cepheden), iki kuluvallah ile çalışmadığı sınavın tüm cevapları önünde belirip dinsiz hocasını bağsur edenmi.
en iyi hikayeler için işin püf noktası, merkezi değil de alt mahalle camiilerini seçmektir. merkeziler genelde biraz daha üsturuplu olur. ama o mahalle içlerindeki camiiler yok mu, onlar bir başkadır, bambaşkadır..

29 Ekim 2008 Çarşamba

Işınlamayın ulan!

big bang theory'de sheldon, "ışınlama" ile ilgili en büyük korkuma destek oldu; insan ışınlama sırasında bir noktada yok edilip, öteki noktada tekrar oluşturuluyor. Aslında ölüyor, öteki taraftan çıkan adam aynısı ama bir başkası oluyor. Shaldon'ın dediği gibi, ışınlanma cihazı icat olsa bile hayatta kullanmam kardeşim, gerekirse uzay kostümü ile galaksiyi baştan başa yürürüm ama yine de kullanmam ok'kadar!

not: the big bang theory'de kendimi buluyorum ve galiba bu iyi birşey değil haha

07 Ağustos 2008 Perşembe

mega cümleler

Bazen toplantılarda mega cümleler kuruyorum. O kadar uzuyor ki bağlaçlar, tümleçler, edatlar, zarflar derken içimden "nereye gidiyor lan bu cümle" diyorum. Cümleyi akışına bırakıp nasıl bağlayacağımın hesaplarını yapmaya başlıyorum.
Her defasında da sonunu bağlayıp derin bir oh çekiyorum ama zaten dinleyenler cümlenin başını çoktaan unutmuş oluyorlar.

29 Haziran 2008 Pazar

dört kere dört

Bir. çok param olsa hiç harcamam

İki. rüyamda geleceği gördüm aynı bugün gibiydi

Üç. babam burayı satın alıp, alışveriş merkezi yapacak

Dört. aşkımızda götlük sezdim

iman yolu vol.1

fuygu ile evrim teorisini çürüttüğümüz o derin söyleşilerimizden bir alıntı, maziden adeta sımsıcacık bir esinti;

Fuygu, kulaklarımız ne enteresan. Hem duymamızı sağlıyorlar, hem dengemizi sağlıyorlar hem de saçlarımız yüzümüze düşmesini engelleyen tutacak görevi görüyorlar. Mesela eskiden toka yoktu, kulakları olmasaydı insanların saçları hep burunlarına ağızlarına girebilirdi. Özellikle ağız ve burun köşeleri çok gıdıklayıcı olabiliyor. Böyle şeyleri farkettikçe şaşırıyorum. Acaba diyorum.

03 Haziran 2008 Salı

Yamuk

Aman tanrım! Bu sabah kalktığım aynada gördüklerime inanamadım; iki gözüm aynı hizada değildi. Sağ gözüm biraz daha aşağıdaydı. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, bir gecede bu nasıl olabilir di? Kendime de gelememişim gözlerim hala buğulu. Öyle bakıyorum olmuyor böyle bakıyorum olmuyor. Sonunda dayanamadım fotoğrafımı çekip hemen fotoşopa attım, internetten bulduğum kafa oranları ile karşılaştırdım ve bunun sadece bir göz yanılması olduğunu gördüm. Tam içim rahatlamıştı ki, yeni birşey farkettim. Bu ölçülere göre kulaklarım yanlış yerdeydi, Aman tanrım!

31 Mart 2008 Pazartesi

Falla

Bir keresinde babanemin fal bakması için çevirdiğim kahve fincanına kürdan çöpüyle gizlice porno figürler çizmiştim. Babanem fala bakarken hiç bozuntuya vermeyip bana bol bol kısmet çıkarmış sonrada "çok güzel fal git yıka hemen" demişti.

O gün bu gündür fala inanmam ama falsız da kalmam.
...
Evet bu son cümle olmadı.

11 Şubat 2008 Pazartesi

Doplu daşıma

Hemen hergün trene biniyorum. Trende tutunulacak ve tutunmak için yapılmış ne kadar yer varsa illaki oraya dayanmış birileri oluyor. Hele kimisi bu işte süper uzmanlaşmış durumda; yerden tavana uzanan tutunma direklerine yaslanıp götleriyle mengene gibi tutabiliyorlar. İşin enteresan yanı bunu elleriyle başka bir iş yapmak için yapmıyorlar, elleri öyle boşta kalıyor.
Millet olarak götümüzü bukadar işlevsel kullanabildiğimize mi sevineyim yoksa tutunacak yer bulamayıp hergün akrobasi yapmak zorunda kaldığıma mı üzüleyim bilemorum.

Merhaba ben Cem. Uyumayı, yemek yemeyi ve hiçbirşey yapmamayı seviyorum.

bendemedim(salyangozlua)gmail.com

twitter, friendfeed, deviant, flickr, linkedin, facebook
Blogger template 'Photoblog' by Ourblogtemplates.com