12 Haz 2006

üç vakitmi desem, beş vakitmi, bir yük var kapınızda

bütün insanların bağlı olduğu bir ağ (network) var. insanlar bu ağ sayesinde birbirlerinden haberdarlar. ancak bu ağ bilinç altı düzeyde çalıştığı için insanların kontrolü dışında bir sistem. insanlardaki dışa vurumu genellikle "hissiyat" olarak ortaya çıkıyor. gerçekten kötü birşey olduğunda kötü hissetmek, hiç bir neden yokken biri hakkında olumsuz düşünmek, birinin birşey sakladığını hissetmek, sevgilinizin size olan sevgisinin azaldığını hissetmek gibi pek çok şekilde bu ağdan haberdar oluyorsunuz. çoğu zaman da ortada hiç birşey yokken kendisinizi huzursuz hissedebiliyorsunuz.

her konuda olduğu gibi bu konuda da bazı insanlar diğerlerine oranla daha yetenekliler. farkında olmadan bu büyük ağı kullanabiliyorlar. iyi fal bakan insanlar genellikle bu gruba giriyorlar.

fal bakmada başarılı olan insanların kendilerini kanıtladıkları ve kişileri etkiledikleri noktalar genelde bildikleri gerçeklerdir. mesela sizin bir tanıdığınızı tarif ederler yada geçmişinizdeki bir olayı bilirler. işte bu bilgiler farkında olmadan kullandıkları bu geniş ağ sayesinde sizden aldıkları bilgilerdir.

genelde olan olayları, kişileri, sizin beklentilerinizi bu sayede bilirler. geleceğe yönelik söyledikleri ise genelde çıkmaz. ancak sizden topladıkları bilgiler sayesinde geleceğe yönelik yaptıkları öngörüler genelde tutarlıdır ve sizin beklentilerinizi karşılayacak şekildedir. bu yüzden çoğu zaman yaptıkları ön görüler etkileyicidir. örneğin büyük bir anlaşmanın stresini çeken bir insana o anlaşma ile ilgili öngörüde bulunulması, evlenmek isteyen bir kıza kısmet görülmesi, sıkıntıları olan birine sıkıntıları doğrultusunda bir gelecek tahmini yapılması gibi. çok büyük bir şans söz konusu olmadığı sürece gelecek tahminleri çıkmayacaktır. çünkü burda sizden topladıkları bilgiler doğrultusunda farkında olmadan uydurmaya başlarlar. farkında olmadan diyorum çünkü onlar bu işin nasıl gerçekleştiği konusunda fikir sahibi değillerdir ve kendilerinin gönül gözlerinin açık olduğunu düşünmektedirler. bu yüzden olmuş olay ve gerçek kişilerle fantazileri ayırt edemezler. ancak gelecek tahminleri sizler içinde bilgi verici düzeydedir. çünkü bu tahminleri genellikle sizin beklentilerinizi simgelemektedir.

4 Haz 2006

humbuna humbuna hum hum

cebime mesaj gelmiş;

gön: tanrı
mesaj: gözüm üstünde!

tanrı teknolojiyi kullansa ne harika olurdu değil mi? kitaplar, ayetler emaille pdf formatıda gelirdi. her ay bize sevap günah ekstresi gönderir gidişat konusunda bizi uyandırırdı. hatta belki 10 sevaba 1 bonus puan alırdık. ama malesef o gizemli olmayı seçiyor. tamam böylesi daha havalı ama teknolojiyi biraz kullansa hiç fena olmazdı.

bak şimdi hatırladım bir karikatür vardı; çocuk dedesi için namaz kılan robot yapmıştı, bunu gören dedeside çocuğu dövmüştü haha

bu da şu an seyretmek olduğum bollywood filminden;

- bu ne gurur, ayda bile bukadar gurur yok
- ayda gurur olmaz çünkü onun yüzünde izler vardır.

hahaha.

evet hava binbeşyüz derece ve ben bollywood filmi seyrediyorum.

21 May 2006

ben demedim

karete öğreneyim, siyah kuşak alayım, böyle gizli bir kıyafet yapıp geceleri sokak aralarına dalayım, önüme çıkanı tekme tokat döveyim istiyorum. öyle masum suçlu farketmez. allah ne verdiyse artık.
ama çok dayak yermişim gibime geliyor. o yüzden pek cesaret edemiyorum.

siz bilmessiniz, eskiden bekçiler vardı. sokak aralarında gezer düdük çalarlardı. en fantastik mesleklerden biriydi. sonra kaldırdılar ama.

yazının saçmalığını sanatçı hatice'den bir dörtlükle süslemek istiyorum;

ama biliyorum senin bana dönmemen gerek
sevmemen gerek tutulmaman gerek
ceylan gözlerime bakmaman gerek
tutulmaman gerek boğulmaman gerek


ahaha ceylan gözlerime bakamayasın.

ben, ceylan gözlü, badem özlü cem, gözlerinizden öpüyorum.

20 May 2006

rüyalarda bulurum seni

canlarım, çok acayip bir rüya gördüm. rüyamda bütün ilkokul arkadaşlarım gay olmuştu. zamanında beraber misket oynadığımız aslan gibi çocuklar garip hal ve tavırlar içerisindeydiler. ne diyeceğimi yeminnen bilemedim. rüyada bitmek bilmedi.
bunun kadar garip olmasın; geçen gün de atatürk'ün gençliğe hitabesini söyleyerek uyandım. böyle gözümü açtığımda "ey türk gençliği" diye yüksek sesle gençliğe sesleniyordum. çok acayipti çok.

ah birde fransızca bir rüya gördüm. fransızca biliyorum diye nasıl sevindim anlatamam. neticede bir lisan bir insan, bir insan bir lisan. o sevinçle dörtköşe bir şekilde uyandım ama uyandıktan sonra bir daha fransızca konuşamadım.
hala emin değilimin fransızca bilip bilmediğime. belki bilinç altımda fransızca biliyorumdur, olamaz mı?

buda aramızda kalsın; bazen yataktan brekdans yaparak çıkmak istiyorum ama hiç brekdans bilmiyorum.

1 May 2006

diskombabülüt

Çocuklar, üzülerek söylüyorum; ölümden sonra bir hayat filan yok. Küt diye öleceksiniz, "aa ben öldüm galiba" bile diyemiyeceksiniz. Kısacası yok olup gideceksiniz. Ona göre yaşayın.

10 Nis 2006

yüzsüzlüğün böylesi

Akp'lilerin kendilerini Nobel 'e aday gösterdiklerini biliyor muydunuz? Türkiye 'den aday bilimadamlarını isteyen Nobel komitesine kendi isimlerini yazıp gönderdiler, hahaha.
Hatta aday gösteriliğini sonradan öğrenen bir milletvekili olayı kamera şakası sandı.

4 Nis 2006

nisan şaşkalozları

size normaldie'den sketcher imzalı bir güzellik ile merhaba diyorum;
(resmi gösteremedik, deviantart'ın dini imanı para olmuş malesef)


bu gün 20 km'lik bir yolculuk için 200km gittiğimiz garip bir gündü. gülmekten kendimizi kaybedip girmemiz gereken sapağı 30km sonra farketmemiz gibi acayip durumlar oldu. aslında detaylardan çok da bahsetmek istemiyorum, o çılgınlık anlarında şarampol'e uçmamamıza dua etmek günün anlamsızlığı ve önemsizliğine en iyi yaklaşım olur heralde.

fulya yol kenarındaki bir çiçekçiden çiçek alıyor;

- olm bak şimdi çiçekçi teyzeye eğilirken
- bakayım
- bak bunlarda çömelme diye bir opsiyon yok, diz kırmadan direk domalıyorlar. bak götü direk gökyüzüne verip dizlerini kırmadan eğilecek
- haha hadi lan
- bak şimdi, fulya bir çiçek seçsin
- ahahahaha
- ahahahahaah
- ahahaha acayip bir tespit lan ahahahaahahaha
- ahahahahahaha göte bak olm güneşle aynı hizada, rus jimnastikçiler bile yapamıyor bu hareketi.
- ahahahaha
- ahahahahaha
- ahaha çok zor hareket olm, bize beden eğitimi dersinde yaptırırlardı çok zordur ama bu teyzelerde default
- ahahahaha hiç dikkat etmemiştim lan
fulya: teyze çok neşeli arkadaşların var dedi
- ahahaha
- ahahaha

bu gün istanbulun garip bir yerinde arabayla kaybolduk, otoban'ın karşı şeridine bir türlü geçemiyoruz. arabanın camını aralayıp bir teyzeden yardım aldık. teyze bize karşı tarafa geçebileceğimiz bir üst geçit tarif etti. az gittik uz gittik üst geçidi bulduk. ancak gördük ki teyzenin bizi gönderdiği geçit bir yaya üst geçidiydi. sonra durumun abzürtlüğüne aldırmadan bir başkasına yol sorduk, onun bizi alt geçit diye yönlendirdiği yer de bir yaya alt geçidi çıktı. neyseki o bölgenin yerlilerinde teknik bir arıza olduğuna karar verip akbabalara yem olma pahasına kaybola kaybola yolumuzu kendi kendimize bulmaya karar verdik.
fazlasıyla fantastik bir gündü ama biz bundan hiç bahsetmemeyi bu olaylar sanki olmamış gibi davranmayı tercih ettik. kahretsin yine çok kuuluz.

- olm ölüyorum lan açlıktan bu salata beni hiç doyurmadı
- olm şey yiyelim lan, geçen gün hani yemiştik ya
- neydi lan söylesene
- aaaaa şeyy vardı yaa
- söylesene olm
- ya şey işte
- ulan eşşolaşek söylesene, hayal gücümü çalıştırma! gözümün önünden milyon tane yemek geçiyor.
- ahahaha

27 Mar 2006

bir ileri bir geri

bu sene saatlerimi ileri almamaya karar verdim. böylece hayatı 1 saat geriden takip edip hata yapma ihtimalimi minimuma indireceğim...

... tamam tamam uydurdum; sadece ileri almaya üşeniyorum, hem nasılsa tekrar geri almayacakmıyız. ben her baktığımda kafamdan üzerine 1 eklerim 1 çıkarırım.

dilara minimum tekil miydi çoğul muydu kuzum?

20 Mar 2006

pimp may rayd

Günlerden bugün başıma bir olay geldi.
Trenle tin tin gidiyorum. Abinin biri geldi tam önümde durdu. Elindeki torbadan bir şey çıkardı ve anlatmaya başladı; efendim bu elimde gördüğünüz süper icat kendiliğinden parlatıcılı sünger bıdı bıdı...
Benim kafa bir dünya tabi, başında şöyle bir baktım sonra daldım gittim.
Bu arada trenlerdeki seyyar satıcı abiler ciddi ciddi ürün satmaya çalışırken birden araya iki espri sıkıştırıp trendekileri güldürürler. Bu abiden de öyle bir beklenti var tren ahalisi tarafından.
Neyse abi mevzuyu anlatıyor ama kimse almaya istekli değil. Bende ayak ayak üstüne atmışım herzamanki gibi kafamda saçma sapan birşeyleri neticeye ulaştırmaya çalışıyorum. İşte bu abi anlatırken birden "hop" dedi benim havadaki ayağımdan ayakkabıyı çekti. Ben nooluyor yahu filan derken benim ayakkabıyı havaya kaldırdı; "işte bir ayakkabı, en son 1950'de silinmiş" diye bir espri patlattı, millet gülmeye başladı. Ben olayı algılamaya çalışırken bu eşoğlleşşek burnunu ayakkabıya dayayıp; off abi burnumun direği kırıldı, dedi. Ben kendimi kaybetmişim heralde; benim ayağım kokmaz huleaaan diye bağırırken buldum kendimi. Sonra hemen sakinleştim tabi. Abi beni maymun etti, tüm trene stand-up yapıyor.
Böyle süngeri sürdü filan benim adidasları ampul gibi yaptı. Şovdan önce bir tane satamadığı süngeri, trenin yarısına sattı. Bana da; senden para istemiyoruz abi, kıyağımız olsun, sayemizde kız tavlarsın belki, diyerek son noktayı koydu. Saniyenin ikiyüzbinde biri kadar zamanda etkili bir cevap verme potansiyeline sahip ben ise, abi karşısında hiç bir varlık gösteremediğim gibi pezevenk ayakkabısı kıvamına gelen adidaslarımla trenden inip götüme baka baka mekandan uzaklaştım.

4 Mar 2006

Ben bilmem beyin bilir *


Kafamdaki gereksiz dataları silmek için yeni bir sistem buldum. Böyle yatağa sırtüstü serilip gereksiz bilgileri unutmaya çalışıyorum. Ancak unuttuğum şeyleri hatırlayamadığım için bu taktiğin çalışıp çalışmadığını bilemiyorum. O yüzden şimdilik kimseye tavsiye edemiyorum.

* başlık bakanel ' den araktır.

28 Şub 2006

Derdime derman

Yeni eğlencem internette dertlere deva olan hacı, hocayla kafa bulmak;

Merhaba Hocam,
Çok sevdiğim bir bayanla evlenmek üzereyim ama son anda kendisinin kız olmadığını öğrendim ve dünyam başıma yıkıldı. Bana dediğine göre bir keresinde çok şiddetli osurmuş ve kızlığını kaybetmiş. Böyle birşey olabilir mi hocam? Osuruğun şiddeti kızlığı bozabilir mi? Lütfen bana yardımcı olun.
Ayrıca bir insan götüne bu derece hakim olamıyorsa, bir osuruğu bukadar yıkıcı sonuçlar veriyorsa o insanla bir birlikteliği tekrar düşünmem gerekli galiba.
Hocam tek çarem sizsiniz, yardımlarınızı bekliyorum.


Saygı ve sevgilerimle,
Necati Pekmez.

12 Ara 2005

Bu hafta sona ermeden


Filme gel: The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living and Became Mixed-Up Zombies

O'hara ne komik soyad lan. Cem O'hara, haha.

Sanat insanı Necati Şaşmaz'ın biyografisini okumadan geçmeyin; Türkiye'den kaçarken göt korkusuna sımsıkı sanata sarılan bir insanın ibret verici hikayesi. Film bile çekerler bu biyografiye.

- Ne? dizi mi? Tamam oynarım
- Bir şey yapmayacaksın zaten. Sadece mal gibi etrafa bakacaksın, fazla diyalogda yazmıyoruz sana.

Kariyeri çoktan bitmiş, filmlerde anca figuran rolleri kapabilen Sharon Stone'uda bize satıyorsunuz ya, az tilki değilsiniz lan.

Bu arada IMDB'de Raci Şaşmaz için "Best friend with Bahadir Özdener" , Bahadır Özdener içinde "Best friend with Raci Sasmaz" diyor. Kim bunlar olm haha. Sanki Bruce Willis'le arkadaşlar haha. Körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar.
Ama Memati'nin yeri başka, kızım olursa adını Memati koyacam.